(Français) Journees Culturelles

Anasayfa

Brüksel Kültür Günleri’nde yaşanan coşkunun tarifi yok Belçika-Türk Dostluk Derneği (Beltud)’nin Ecole des Etoiles işbirliği içerisinde düzenlediği Brüksel Kültür Günleri, 17 Mayıs Perşembe günü okulun Haren’de bulunan 12 bin 500 metrekarelik eğitim kompleksinde başladı. Okulun ve derneğin yüzlerce gönüllüsünün haftalarca emek vermesiyle ortaya çıkan bu önemli organizasyon, kültür ve sanatın farklı dallarını bu kadar kapsamlı bir şekilde bir araya getirmesiyle Belçika’da bir ilk olma özelliğini taşıyor. 20 Mayıs Pazar gününe kadar devam edecek olan Brüksel Kültür Günleri’nde edebiyattan hat, ebru, minyatür ve tezhip gibi geleneksel el sanatlarına, müzikten tiyatroya, Anadolu lezzetlerinden sema geleneğine, halk oyunlarından ortaoyununa kültürel ve sanatsal mirasımızın önemli gelenekleri Brüksellilerle buluşuyor. Etkinlik boyunca ayrıca önemli edebi eserler, müzik albümleri, el sanatları, tablolar ve biblolar ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Çeşitli animasyonların yanında, Ecole des Etoiles’in minik hayvanat bahçesi de çocukların neşeli vakit geçirmesini sağlıyor. Ayrıca ebru, hat ve tezhip amatörlerine yönelik farklı ustaların gözetiminde atölye çalışmaları da yapılıyor. 17 Mayıs Perşembe günü saat 14’te Lucerna Dans Akademisi’nin zeybek gösterisiyle açılan etkinlikler, Karadeniz Dans Grubu’nun horon ve Azerbaycan ekibinin Kafkas oyunları gösterileriyle devam etti. Saat 16’da okulun yepyeni tiyatro salonunda sahne alan Emre ve Lütfü Gültekin, salonu hınca hınç dolduran yüzlerce sanatsevere türkü ziyafeti çektirdi. Osmangazi Belediyesi’nin katkılarıyla gelen Sema ekibinin gösterisinden sonra günün kapanış konserinde sahne alan ödüllü sanatçı Reyhan Karaca ise binlerce ziyaretçinin coşkusuna coşku kattı. Tamamı etkinlik gönüllülerinin hünerli ellerinden çıkan yüzlerce geleneksel lezzet, sayıları 5 binin üzerinde olan ziyaretçilere eşsiz bir damak ziyafeti yaşattı. Brüksel Kültür Günleri, akademisyeniyle, işvereniyle, işçisiyle, memuruyla, siyasetçisiyle, sivil toplum temsilcisiyle, kanaat önderiyle, kültür-sanat sevdalısıyla, kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla, Belçikalı’sıyla, Türkü’yle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle, Bulgar’ıyla, Boşnak’ıyla, Afgan’ıyla, Faslı’sıyla adeta bir Brüksel mozaiği oluşturup, toplumun her kesiminin bir araya gelip bir sevgi yumağı oluşturmasına sahne oldu. 50 yıldır aynı şehirde yaşayan binlerce insan bu vesileyle bir araya gelerek, eğitim, spor, kültür, sanat, müzik, edebiyat gibi çeşitli konuları hararetli bir şekilde müzakere etme ve bir fikir harmanı oluşturma imkanı buldular. Yüksek İstişare Kurulu Başkanımız İsmail Cingöz de bu coşkuya ortak olanlar arasındaydı. “Bir arada yaşadığımız binlerce çok değerli insanla burada kucaklaşabilmek muazzam bir duygu. Fertlerin ve toplumun tekamülü adına kültür ve sanat çok önemli araçlar. Brüksel Kültür Günleri ve burada açılışını yaptığımız ve önemli kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapacak salon, kültür ve sanatın hak ettiği değere toplum nezdinde ulaşmaya başladığına dair önemli işaretler.” şeklinde bir değerlendirmede bulunan İsmail Cingöz, şunları kaydetti: “Böyle bir salonu, böylesi bir etkinlikle Brüksellilere sunabilmek hepimize mutluluk verdi. Farklı kültürlerden insanlarla bir araya gelip, toplumsal uyumu en güzel şekilde yansıtan çeşitli konularda müzakerelerde bulunabilmek çok değerli. Toplumun ulaştığı noktayı ve tekamülünü kültür ve sanat diliyle en güzel şekilde yansıtan bu önemli organizasyonda emeği geçen yüzlerce gönüllüyü ne kadar alkışlasak, onlara ne kadar teşekkür etsek azdır.” İkinci gün Prof. Dr. İskender Pala ve Ayna coşkusu yaşandı Brüksel Kültür Günleri ikinci gününde Prof. Dr. İskender Pala ve Ayna Grubu’nu ağırladı. Saat 16’da okulun tiyatro salonunda bir konferans veren Profesör Pala, bu tür salonların birinci amacının söz söylemek ve söz dinlemek olduğunu hatırlatarak, “Sözün Sultanı – Sultan’ın Sözü” başlıklı bir konferans verdi. Ünlü Yazar, yaklaşık 300 kişinin dinleyici olarak katıldığı konferansta sözün erdemi üzerinde durdu. Sunumunu Osmanlı padişahlarının yazmış oldukları şiirlerle süsleyen Pala, Kanuni Sultan Süleyman’ın “Olmaya Devlet Cihanda bir Nefes Sıhhat Gibi” sözlerini besteleyen Barış Manço’nun şarkısını dinletirken alkış tufanı kopması üzerine şunları kaydetti: “Barış Manço’yu neden bu kadar seviyorsunuz biliyor musunuz? Çünkü O, çağının en iyi araçlarını, en iyi enstrümanlarını kullandı. En iyi, en elit hayatını yaşadı. Fakat bunu yaparken geleneğinden gelen esintilerle harmanladı. Barış Manço bu eserini Kanuni’nin türbesine gidip dinletseydi ben inanıyorum ki Kanuni, Baki için dediği gibi Barış Manço için de onunla iftihar ettiğini söylerdi. Çünkü Barış Manço, bu besteyle Kanuni’nin bu şiirini bir nevi yeniden üretti.” Pala, Osmanlı padişahların şiire olan hassasiyetlerini anlatırken “33 Osmanlı padişahın 26’sı şairdi. Osmanlı zamanında kılıçlardan önce kelimeler çekilir, şiirle karşı hükümdara üstünlük sağlanırdı.’’ sözlerine yer verdi. Fatih Sultan Mehmet’in 21 yaşında iken altı dil bildiğini aktaran Prof. Pala, günümüzdeki insanların ortalama 350 kelime ile hayatlarını ikame ettirdiklerini, 16 yüzyılda okuma yazma oranının düşük olmasına rağmen 3 bin 500 kelime ile konuşulduğunu ifade etti. Gençlere çok kitap okumaları tavsiyesinde bulunan Prof. İskender Pala, konferans sonunca uzun kuyruk oluşturan hayranlara kitaplarını imzaladı. Gün boyu halk oyunları ve sema gösterileriyle yükselen coşku, saat 19’da Erhan Güleryüz ve Ayna Grubu’nun sahne almasıyla doruğa ulaştı. Kiziroğlu türküsüyle sahneye giriş yapan grup, ziyaretçileri iki saat boyunca mest ettiler. Hareketli parçalarıyla büyük bir coşku yaşayan binlerce ziyaretçi, grubun slow parçalarıyla hüzünlü anlar yaşadılar. Konserden sonra Cumartesi günü Murat Başaran’ın, Pazar günü ise Rafet El Roman’ın sahne alacağı müjdesini sunucudan alan heyecanlı kalabalık, sevinç gösterisinde bulundu. Brüksel Kültür Günleri’nde daha önce sahne alacağı açıklanan Yücel Arzen ve Aslı Güngör’ün yaşadıkları vize sorunundan dolayı yerlerine bu iki sanatçıyı getirdiklerini söyleyen sunucu, bütün ziyaretçileri bu iki konsere davet etti. Çocuklar Hacıvat-Karagöz’e, gençler Murat Başaran’a, yetişkinler Işık Süvarileri’ne akın etti Programın üçüncü günü Hacıvat-Karagöz gösterisi, Işık Süvarileri tiyatro oyunu ve Murat Başaran konseriyle renklendi. Sabah saat 11’de ve öğleden sonra saat 15’te Ecole des Etoiles’in tiyatro salonuna akın eden minik ziyaretçiler, 360 kişi kapasiteli salonu doldurmakla kalmadılar, merdivenleri ve sahne önünü de tamamen kapattılar. Daha sonra okulun spor salonuna geçen çocuklar, kukla ustalarının denetiminde Hacıvat ve Karagöz atölyesinde kendi elleriyle kukla imal ettiler. Saat 17’de ise Ankara Sanat Evi oyuncuları, vatanından gurbete giden bir öğretmenlerin hikayesinin anlatıldığı “Işık Süvarileri” isimli oyunu sahneye koydular. Okulun tiyatro salonunu hınca hınç dolduran seyirciler, oyunu izlerken duygulu anlar yaşadılar. Salonda oyun sergilenirken dışarıda da canlı tasavvuf müziği eşliğinde sema gösterisi yapıldı. Işık Süvarileri oyununun sonunda Dr. Mehmet Refii Kileci’nin el emeği göz nuru Ebru ve Hat tabloları, Ecole des Etoiles yararına açık artırmayla satışa sunuldu. Üçüncü günün sonunda ise Murat Başaran coşkusu yaşandı. Ecole des Etoiles Eğitim Kompleksi’nin bahçesini dolduran binlerce coşkulu müziksever, sanatçının hareketli şarkılarıyla kendilerinden geçtiler. Konserine etkinlik organizatörleri Belçika-Türk Dostluk Derneği (Beltud) ve Ecole des Etoiles’e teşekkür ederek başlayan Murat Başaran, “İyi ki buradayım, iyi ki Brüksel’e gelmişim” dedi. Yaklaşık bir buçuk saat sahnede kalan sanatçının performansı sonrası ziyaretçiler uzun süre konser alanından ayrılmadılar. Kapanış Rafet El Roman ve Harun Tokak’tan Brüksel Kültür Günleri’nin son gününde coşku tam anlamıyla doruğa ulaştı. Sabah saatlerinde Hacıvat-Karagöz, saat 13’de ise Işık Süvarileri tekrar sahne aldı. Alanı yavaş yavaş dolduran ziyaretçiler, saat 16’da sahne alan Rafet El Roman’ın şarkılarıyla coşkulu anlar yaşadılar. Konserin başlamasına yarım saat kala “Rafet”, “Beltud” ve “Fedactio” tezahüratlarına başlayan heyecanlı kalabalık, sanatçının gelmesiyle ortalığı adeta inletti. Kendi hit parçalarının yanı sıra, Türk Sanat Müziği’nin hareketli şarkılarını da seslendiren sanatçıya seyirciler büyük bir coşkuyla eşlik etti. Rafet El Roman, şarkı aralarında yaptığı konuşmalarda etkinliğin Ecole des Etoiles yararına yapıldığına atıfta bulunarak, “Ben de bu okulları destekliyorum. Eğitime katkı için buradayım.” şeklinde konuştu. Brüksel Kültür Günleri’nin kapanışı, Yazar Harun Tokak’ın verdiği konferansla gerçekleştirildi. Dört gün boyunca binlerce ziyaretçi ağırlayan şenlik büyük bir teveccühle karşılaştı. Ziyaretçilerin yaptıkları yorumlarda öne çıkan en önemli nokta, Belçika’da bu tür bir etkinliğe duyulan ihtiyaç oldu. İnsanların çoluk-çocuk eğlenebildikleri, tebessümle gelip tebessümle ayrıldıkları bir şenliğe dönüşen Brüksel Kültür Günleri’nin bitişiyle birlikte, dört gün boyunca eksik olmayan güneş yerini şiddetli yağmurlara bıraktı.